Diz Çevresi Kırıkları Nedir?

Diz çevresi kırıkları, diz eklemini oluşturan kemiklerin kırılması sonucu meydana gelen ciddi ortopedik yaralanmalardır. Bu kırıklar en sık distal femur kırıkları (uyluk kemiğinin dize yakın bölümü) ve proksimal tibia kırıkları (tibia platosu kırıkları) olarak görülür. Eklem yüzeyini etkileyebildikleri için erken tanı ve doğru tedavi büyük önem taşır.

Genç bireylerde genellikle trafik kazaları, yüksekten düşme ve spor yaralanmaları gibi yüksek enerjili travmalar sonucu oluşurken, ileri yaşta osteoporoz bulunan hastalarda basit düşmeler sonrasında da görülebilir. Tedavi edilmediğinde diz ekleminde kalıcı hareket kısıtlılığı, dizilim bozukluğu ve erken kireçlenme gelişebilir.


Distal Femur ve Tibia Platosu Kırıkları Nedir?

Distal Femur Kırığı

Femur kemiğinin diz eklemine en yakın bölümünde meydana gelen kırıklardır. Eklem yüzeyini etkileyebileceği için anatomik olarak düzeltilmesi büyük önem taşır.

Proksimal Tibia (Tibia Platosu) Kırığı

Kaval kemiğinin üst bölümünde, diz eklemini oluşturan plato kısmında meydana gelen kırıklardır. Menisküs, bağlar ve kıkırdak yapılar da bu yaralanmaya eşlik edebilir.


Diz Çevresi Kırıkları Neden Olur?

Bu kırıklar çoğunlukla yüksek enerjili travmalar sonucunda gelişir.

En sık görülen nedenler

  • Trafik kazaları
  • Motosiklet kazaları
  • Spor yaralanmaları
  • Yüksekten düşme
  • Diz üzerine doğrudan darbe
  • İş kazaları
  • Kayma ve düşmeler
  • Osteoporoz
  • Patolojik kemik kırıkları

Belirtileri Nelerdir?

Kırığın tipine göre belirtiler değişebilir.

En sık görülen belirtiler

  • Şiddetli diz ağrısı
  • Ayağa basamama
  • Dizde şişlik
  • Morarma
  • Diz hareketlerinde belirgin kısıtlılık
  • Diz çevresinde şekil bozukluğu
  • Diz üzerine yük verememe
  • Hareket sırasında şiddetli ağrı
  • Bacakta kısalık veya açısal deformite

Kimlerde Daha Sık Görülür?

Diz çevresi kırıkları aşağıdaki kişilerde daha sık görülür:

  • Trafik kazası geçirenler
  • Motosiklet kullanıcıları
  • Kayak ve snowboard sporcuları
  • Temas sporları yapan sporcular
  • İnşaat sektöründe çalışanlar
  • Osteoporoz hastaları
  • İleri yaş bireyler

Diz Çevresi Kırıkları Nasıl Teşhis Edilir?

Tanı fizik muayene ve görüntüleme yöntemleri ile konulur.

Fizik Muayene

Muayenede;

  • Diz eklemi değerlendirilir.
  • Şişlik ve deformite incelenir.
  • Damar ve sinir muayenesi yapılır.
  • Diz bağlarının durumu değerlendirilir.

Direkt Röntgen

Kırığın yeri ve tipi belirlenir.

Bilgisayarlı Tomografi (BT)

Eklem içine uzanan ve parçalı kırıkların ayrıntılı değerlendirilmesini sağlar.

Manyetik Rezonans (MR)

Menisküs, ön çapraz bağ (ACL), arka çapraz bağ (PCL), yan bağlar ve kıkırdak yaralanmalarını değerlendirmek amacıyla kullanılabilir.


Diz Çevresi Kırıkları Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavi kırığın tipi, eklem yüzeyinin durumu ve hastanın genel sağlık durumuna göre planlanır.

Cerrahi Dışı Tedavi

Yer değiştirmemiş kırıklarda;

  • Diz breysi
  • Uzun bacak alçısı
  • Ağrı kontrolü
  • Düzenli radyolojik takip
  • Fizik tedavi

uygulanabilir.


Cerrahi Tedavi

Aşağıdaki durumlarda ameliyat önerilebilir:

  • Yer değiştirmiş kırıklar
  • Eklem yüzeyini bozan kırıklar
  • Parçalı kırıklar
  • Açık kırıklar
  • Çoklu travmalar
  • Damar veya sinir yaralanmasının eşlik ettiği durumlar

Cerrahi tedavide anatomik kilitli plaklar, vidalar, intramedüller çiviler ve gerektiğinde kemik greftleri kullanılabilir.


Ameliyat Nasıl Yapılır?

Ameliyat genel veya spinal anestezi altında gerçekleştirilir.

Cerrah kırık parçalarını anatomik olarak hizalayarak eklem yüzeyini mümkün olduğunca normal haline getirir. Ardından anatomik plak ve kilitli vida sistemleri ile stabil tespit sağlanır. Gerekli durumlarda kemik grefti veya kemik destek materyalleri kullanılabilir.


Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci

  • İlk günlerde diz hareket egzersizlerine başlanabilir.
  • Düzenli röntgen kontrolleri yapılır.
  • Fizik tedavi programı uygulanır.
  • Kas kuvveti korunmaya çalışılır.
  • Doktor önerisine göre kontrollü yük verilir.
  • Kemik kaynaması çoğu hastada 10-16 hafta içerisinde gerçekleşir.
  • Tam iyileşme süreci kırığın şiddetine göre değişebilir.

Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Tedavi edilmeyen diz çevresi kırıkları aşağıdaki sorunlara neden olabilir:

  • Yanlış kaynama
  • Kaynamama
  • Diz ekleminde hareket kısıtlılığı
  • Kalıcı diz deformitesi
  • Erken diz kireçlenmesi
  • Kronik ağrı
  • Diz instabilitesi
  • Yürüme bozukluğu
  • Kas güçsüzlüğü

Diz Çevresi Kırıkları Önlenebilir mi?

Her zaman önlenemese de risk azaltılabilir.

  • Koruyucu spor ekipmanları kullanılması
  • Trafik kurallarına uyulması
  • Osteoporoz tedavisinin düzenli yapılması
  • Düşmeleri önleyici yaşam düzenlemeleri
  • Kas kuvvetini artıran egzersizler
  • Denge çalışmaları

Sık Sorulan Sorular

Tibia platosu kırıkları her zaman ameliyat gerektirir mi?

Hayır. Yer değiştirmemiş bazı kırıklar cerrahi dışı yöntemlerle tedavi edilebilir. Ancak eklem yüzeyini bozan kırıklarda cerrahi sıklıkla tercih edilir.


Distal femur kırıkları neden önemlidir?

Diz eklemini ilgilendirdiği için yanlış kaynama durumunda diz hareketleri kalıcı olarak etkilenebilir.


Ameliyat sonrası diz hareketleri tamamen normale döner mi?

Uygun tedavi ve rehabilitasyon ile birçok hasta diz fonksiyonlarını büyük ölçüde geri kazanabilir.


Kemik ne kadar sürede kaynar?

Genellikle 10-16 hafta içerisinde kaynama gerçekleşir.


Fizik tedavi gerekli midir?

Evet. Diz hareket açıklığının korunması ve kas gücünün yeniden kazanılması için fizik tedavi büyük önem taşır.


Spor yapmaya ne zaman başlanabilir?

Kemik kaynaması tamamlandıktan ve doktor onayı alındıktan sonra kontrollü şekilde başlanabilir.


Hangi doktora başvurmalıyım?

Distal femur ve tibia platosu kırıklarının tanı ve tedavisi için Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanına başvurmanız önerilir.


Sonuç

Distal femur ve tibia platosu kırıkları, diz ekleminin fonksiyonunu doğrudan etkileyen ciddi yaralanmalardır. Erken tanı, anatomik cerrahi onarım ve düzenli rehabilitasyon sayesinde hastaların büyük bölümü günlük yaşamına ve aktif hayatına geri dönebilmektedir. Eklem yüzeyinin doğru şekilde restore edilmesi, uzun dönemde diz fonksiyonlarının korunması ve erken kireçlenmenin önlenmesi açısından büyük önem taşır.